Türk Mimarlar ve Hayatları
Mimar Sinan
MİMAR SİNAN [1490 - 1588] Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. 1511′de Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a geldi. Üç sene sonra mimar olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine katıldı. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad Seferine Yeniçeri olarak katıldı. 1522’de Rodos Seferine Atlı Sekban olarak katılıp, 1526 Mohaç Meydan Muharebesinden sonra, gösterdiği yararlıklar sebebiyle takdir edilerek Acemi Oğlanlar Yayabaşılığına (Bölük Komutanı) terfi ettirildi.

1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında Van Gölü’nde karşı sahile gitmek için Sinan iki haftada üç adet kadırga yapıp donatması ile büyük itibar kazandı. İran Seferinden dönüşte, Yeniçeri Ocağında itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verildi. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldavya seferlerine katıldı. 1538 yılında Hassa başmimarı oldu.

Mimar Sinan’ın, Mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar: Haleb’de Husreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir. Haleb’deki Hüsreviye Külliyesinde, tek kubbeli cami tarzı ile, bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekanlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur. Külliyede ayrıca, avlu, medrese, hamam, imaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır. Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür. Külliyede cami, türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir. Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri olan Haseki Külliyesi, devrindeki bütün mimari unsurları taşımaktadır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami, diğer kısımlardan tamamen ayrıdır.

Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır. Bunların ilki İstanbul Şehzadebaşı Camii ve külliyesidir. Dört yarım kubbenin ortasında merkezi bir kubbe tarzında inşa edilen Şehzadebaşı Camii, daha sonra yapılan bütün camilere örnek teşkil etmiştir.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Kendi tabiriyle kalfalık döneminde, 1550-1557 yılları arasında yapılmıştır.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı ve ‘ustalık eserim’ diye takdim ettiği, Edirne’deki Selimiye Camiidir (1575).

Mimar Sinan, Mimarbaşı olduğu sürece birbirinden çok değişik konularla uğraştı. Zaman zaman eskileri restore etti. Bu konudaki en büyük çabalarını Ayasofya için harcadı. 1573’te Ayasofya’nın kubbesini onararak çevresine, takviyeli duvarlar yaptı ve eserin bu günlere sağlam olarak gelmesini sağladı. Eski eserlerle abidelerin yakınına yapılan ve onların görünümlerini bozan yapıların yıkılması da onun görevleri arasındaydı. Bu sebeplerle Zeyrek Camii ve Rumeli Hisarı civarına yapılan bazı ev ve dükkanların yıkımını sağladı.

İstanbul caddelerinin genişliği, evlerin yapımı ve lağımların bağlanmasıyla uğraştı. Sokakların darlığı sebebiyle ortaya çıkan yangın tehlikesine dikkat çekip bu hususta ferman yayınlattı. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla bizzat ilgilenmesi çok ilgi çekicidir.

Mimar Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 364 eser vermiştir.
Eserlerinin bir kısmı İstanbul’dadır. Osmanlı ülkesinde damgasını vurmadığı bir köşe yok gibidir. 1588’de İstanbul’da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı sade türbeye gömüldü.

Mimar Sinan Eserleri
Şehzade (Mehmed) Külliyesi, 1543-1548, İstanbul;
Rüstem Paşa Külliyesi, 1544-1555,Tahtakale/İstanbul;
Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi, 1546, İstanbul;
Hayrettin Paşa Hamamı (Çinili Hamam) 1546, Zeyrek/İstanbul;
Mihrimah Sultan Külliyesi, 1547-1548, Üsküdar/İstanbul;
Rüstem Paşa Medresesi, 1550,Cağaloğlu/İstanbul;
Süleymaniye Külliyesi, 1550-1557, İstanbul;
Zal Mahmut Paşa Külliyesi, 1551-1566, Eyüp/İstanbul;
Sinan Paşa Külliyesi, 1553-1555, Beşiktaş/İstanbul;
Kırkçeşme Su Yapıları, 1555-1563, AlibeyKöyü/İstanbul;
Haseki Hürrem Sultan (Çifte) Hamamı, 1556, Sultanahmet/İstanbul;
Rüstem Paşa Kervansarayı, 1560, Edirne;
Mihrimah Sultan Külliyesi, 1562-1565, Edirnekapı/İstanbul;
Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi,1564-1569, Lüleburgaz;
Büyükçekmece Köprüsü, 1566-1568, İstanbul;
Sultan Süleyman Kervansarayı, 1566-1567, Büyükçekmece/İstanbul;
Selimiye Külliyesi, 1567-1575, Edirne;
Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, 1571-1572, Kadırga/İstanbul;
Piyale Paşa Camisi, 1573-1577, Kasımpaşa/İstanbul;
Sultan II. Selim Türbesi, 1574-1577, Ayasofya/İstanbul;
Sokullu Mehmet Paşa Camii, 1577-1578, Azapkapı/İstanbul;
Valide Sultan Külliyesi, 1577-1583, Üsküdar/İstanbul;
III. Murat Köşkü, 1578, Topkapı Sarayı, İstanbul;
Kılıç Ali Paşa Camisi, 1580, Tophane/İstanbul;
Şemsi Ahmet Paşa Camisi, 1580, Üsküdar/İstanbul.

Vedat Tek
Birinci Ulusal Mimarlık Akımının en önemli temsilcilerinden olan Vedat Tek İstanbul’da doğdu. Mekteb-i Sultani’deki (bugün Galatasaray Lisesi) öğrenimini yarıda bırakarak 1888′de Paris’e gitti. Bir süre resim eğitimi gördü İstanbul) gibi yapıların planlarını çizdi.

I. Dünya Savası (1914-18) sırasında Harbiye Nezareti başmimarlıgında bulundu. Cumhuriyetin ilanından sonra Ankara’ya giderek yeni başkent için önemli yapılar tasarladı. Bunlar arasında Gazi Köşkü (bugün Gazi Müzesi) ikinci Türkiye Büvük Millet Meclisi binası ve Ankara Palas başta gelir.

1925′te İstanbul’a dönerek Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğretmenliği sürdürdü. Ayrıca Yüksek Mühendis Mektebi’nde (bugün İstanbul Teknik Üniversitesi) de ders verdi. 1930′da Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki görevinden ayrılarak serbest mimarlık yapmaya başladı. Bu dönemde daha çok işhanı köşk gibi yapılar üzerinde çalıştı.

Vedat Tek hem de bu yolda mimari yapıtlar vermiştir. Tanzimat döneminde yabancı mimarlarla azınlık mimarlarının elinde büyük ölçüde batı etkisi altına giren Türk mimarlığına Osmanlı mimarlığının özgün yanlarından yararlanarak ulusal bir kimlik kazandırmak istemiştir. 1930′dan sonra daha çok akılcı-işlevci mimarlık anlayışını yansıtan denemelere de girişmiştir. Eğitimci yönüyle de mimarlığın çağdaş bir uğraşı durumuna gelmesine önemli katkıda bulunmuştur.

Ercüment Rıza Tarcan
Ercüment Rıza Tarcan, İstanbul( ?, 12 Aralık 2005) Türk mimar ve eğitimci.

1944 yılında İDGSA Mimarlık Bölümü’nden mezun olan Tarcan, serbest mimar olarak çeşitli çalışmalara imza attı. Emniyet Sandığı’nda eksperlik, İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi etüd mimarlığı, Ankara Cebeci Sineması şantiye şefliği, İstanbul Belediyesi İpek Sineması’nın tiyatroya tadil işinin proje ve dekorasyon işlerini üstlendi. Tektar adlı mobilya fabrikasını kurdu.

Bir süre Tekel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Tarcan, Beyoğlu Vakko mağazasının mimari ve dekorasyon proje ve uygulamasını yaptı, bu yapıyı ve düzenlemeyi çağdaş bulan İDGSA tarafından 1962 yılında diploma jürisine davat edildi. 1962 yılında İstanbul Üniversitesi İnşaat Bürosu Başkanlığı’na davet edildi ve üniversite gelişme projesinin düzenlenmesi çerçevesinde Diş Hekimliği ve İktisat Fakültesi binalarını yapımı gerçekleşti. 1965’ten sonra da çeşitli mağaza ve sinema projelerini yaşama geçirdi.

Tarcan, 1945 yılında Açıkhava tiyatrosu proje yarışmasında mansiyon aldı. ODTÜ Atatürk Anıtı yarışmasında birinci ödülü alan Şadi Çalık’ın ekibinde yer aldı. Süleymaniye Camisi ve Selimiye Camisi üzerine belgesel filmler yaptı.

Ercüment Tarcan çeşitli yıllarda Kadıköy Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu’nda DGSA’nın Mimarlık Yüksek Okulu, Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu, Dekoratif Sanatlar Bölümü’nde ve daha sonra Akademi’nin Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönüşmesinin ardından Mimarlık Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Ayrıca etno/müzikolog, araştırmacı, piyanist Haluk Tarcan’ın kardeşidir.

Atik Sinan
Asıl adı Sinaüddin Yusuf bin Abdullah olan Atik Sinan (Azadlı Sinan da denir), XV. yy. Osmanlı mimarlığının başlıca temsilcilerinden biri sayılır; İstanbul’un fethinden sonra yapılan ilk ve en büyük yapılar topluluğu olan Fatih camisi ile külliyesini (1463-1471) gerçekleştirmiştir. Atik Sinan’ın günümüze kalan 1464 ve 1468 tarihli iki vakfiye sinden (bir vakfın koşullarını bildiren belge), ölümünden sonra, bütün mal varlığını, Fatih’te yaptırdığı mescit, zaviye ve okula bağladığı anlaşılmaktadır. Belgelerde belirtilen zaviye ve okul günümüze kalmamıştır; mescitse, Mimar Atik Sinan adıyla değil, bitişiğindeki çeşmenin üstünde bulunan iki kumru kabartması nedeniyle, daha çok “Kumrulu Mescit” adıyla tanınmaktadır. Atik Sinan’ın mezarı da, mescidin hazine bölümündedir

Acem Ali
Gerçek adı Alâeddin Ali Bey olan Acem Ali (“Acem Alisi” ya da “Esir Ali” de denir), klasik Osmanlı mimarlığında adı bilinen ilk başmimardır. Ölümünden sonra, onun yerine Osmanlı İmparatorluğu’nun hassa başmimarlığma Mimar Sinan’ın atandığı bilinir. Bu bilgiye dayanılarak Acem Ali’nin Mimar Sinan’ın yetişmesinde büyük payı olduğu söylenebilir.

XVI. yy’in ilk yarısı içinde yapılmış yapıtlar arasında hangilerinin Acem Ali tarafından gerçekleştirildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, Çorlu’da Süleymaniye camisi (1521), İstanbul’da Yavuz Sultan Selim camisi (1523), Gebze’ de Çoban Mustafa Paşa külliyesi(1523), Topkapı Sarayı’nda Bâb üsselâm (İkinci Kapı, 1523), Eyüp’te Cezeri Kasım Paşa camisi (XVI. yy in ilk yarısı), Bozüyük’te Güzelce Kasım Paşa camisi (1528), Saraybosna da Gazi Hüsrev Bey külliyesi (1532] gibi yapıtların mimarı olduğu sanılmaktadır.

Dalgıç Ahmet Paşa
Osmanlı mimarlığına katkıda bulunan ünlü mimarlardan Dalgıç Ahmet Paşa, dergâh-ı âli çavuşu olarak bir süre, saray yapımında kullanılan gereç alım işleriyle uğraştıktan sonra, Hassa Mimarları Ocağı’na geçti. Dönemin hassa başmimarı Davut Ağa’nın yanında yetişti; Suyolu nazırı oldu (1595-1596). Mimarlığın yanı sıra sedefkârlık alanında da ün yaptı ve Davut Ağa’nın ölümüyle, hassa başmimarlığına getirildi (1598).

Askerlik ve yöneticilik alanlarında da yararlıklar gösteren Dalgıç Ahmet Ağa, başmimarlık görevinden sonra (1607), paşalığa yükseltilerek beylerbeyliğe atandı. Silistre beylerbeyiyken, Anadolu’da başlayan Kalenderoğlu ayaklanmasını bastırmakla görevli Mihalıç’taki Nakkaş Hasan Paşa’nın kuvvetlerine katılması istendi. Bütün kuvvetleriyle yola çıkarak Çanakkale boğazını geçti; ama Ulubat köprüsünün üstünde baskına uğradı ve Kalenderoğlu’nun sayıca üstün kuvvetleri karşısında dayanamayarak yenildi ve savaş alanında öldü. Dalgıç Ahmet Paşa’nın başmimarlığı döneminde, Mehmet III türbesi yapılmış, ayrıca Topkapı Sarayı’mn büyük bir bölümü (sultanların hamamı, valide ve kızlarağası odaları, baltacılar ve .düşkünler odası) ile Galatasaray, İbrahim Paşa Sarayı, Sinan Paşa Türbesi ve birçok cami (Fethiye camisi), köprü (Silivri köprüsü), iskele (Beşiktaş, vb.), hamam, fırın, vb. onarılmıştır.

Davut Ağa
XVI. yy’da yetişen ünlü mimarlar*dan Davut Ağa, Mimar Sinan’ın hassa başmimarlığı döneminde su*yolu nazırlığına atandı (1575). Bu görevdeyken, İstanbul’un suyolları*nın bakım ve onarımını kapsayan başarılı çalışmalar ve kente ilişkin bir suyolu haritası yaptı. Ustası Mimar Sinan’ın ölümü üstüne hassa başmimarlığına getirilen (1587) Davut Ağa’nın ilk önemli ya*pıtı, daha Mimar Sinan sağken ya*pımıyla görevlendirilmiş olduğu Fa*tih’in Çarşamba bölgesindeki Meh*met Ağa camisi, hamamı ve türbesidir.

Başmimarlığının ilk yılı içinde de, Sarayburnu yakasındaki İncili Köşk ile Sirkeci’deki Sepetçiler köşkünün yapımını tamamlamıştır. (1588).Yaşadığı dönemde “Sermimar-ı Âlem Davut Ağa” diye anılan, birçok mimarın (özellikle Dalgıç Ah*met Paşa) yetişmesine katkıda bu*lunan Davut Ağa’nın öbür yapıtları arasında Murad III türbesi, Sinan Paşa türbesi, sebili ve darülhadisi sayılabilir.

Emin Onat
Vefa Sultanisi’ni (Vefa Lisesi) bitire*rek, 1926′da Yüksek Mühendis Mektebi’ne giren Emin Onat öğrenimi sı*rasında mühendislikten çok mimari çi*zim ve desenlere ilgi duydu. Yüksek Mühendis Mektebi’nin üçüncü sınıfın*da, İsviçre’deki Zürih Teknik Üniversitesi’ne gönderilerek (1928) yenilik*çi “rasyonalist mimari”nin öncüsü Otto R. Salvisberg’in öğrencisi oldu. Bu üniversiteyi bitirip yurda döndükten (1934) sonra, Yüksek Mühendis Mek*tebi Mimarlık Bölümü’ne müderris muavini unvanıyla girdi (1935) ve pro*fesör Debbe’nin yardımcısı olarak ders verdi. 1938′de profesör oldu ve aynı okulun mimarlık bölümü başkanlığına getirildi. 1943′te ordinaryüs profesör olan Emin Onat, Yüksek Mü*hendis Mektebi 1944′te İstanbul Tek*nik Üniversitesi’ne dönüştürüldükten sonra da, bu üniversitenin ilk dekanı seçildi. 1951-1953 yılları arasında İs*tanbul Teknik Üniversitesi’nin rektör*lüğünü yaptı. 1954 seçimlerinde İstan*bul milletvekili seçilerek T.B.M.M ‘ne girdi. 1957′de yeniden üniversitedeki görevine döndü. Mimarlığı yanı sıra eğitim çalışmala*rına da ağırlık veren Emin Onat, mi*marlık öğretim programlarının geliş*tirilmesinde büyük katkılarda bulun*muş, öğrenciler yetiştirmiştir.

MİMARLIK ANLAYIŞI
İlk tasarımlarında işlevci özellikleri ön plana çıkaran Emin Onat, 1935′te Funktionell rumuzuyla katıldığı İstan*bul Tiyatro ve Konservatuarı Proje Yarışması’nda, daha sonra (Sabri Oran’la birlikte) katıldığı Belediyeler Bankası, İstanbul Yolcu Salonu ve Yö*rük Ali Plajı tasarımlarında da uygu*layacağı açık plan biçimiyle dikkati çekti. Türk mimarlığında ortaya çıkan işlevcilik (1930 yılları), İkinci Ulusal mimarlık dönemi (1940 yılları), ulus*lararası mimarlık akımlarına açılan dönem (1950 yılları) gibi dönemlerin özelliklerini ılımlı bir dengeyle birleştiren bir mimarlık tutumunu sürdür*dü. Türkiye’ye gelen Alman profesö*rü Bonatz’la işbirliği yapan Emin Onat’ın en önemli yapıtı, profesör Or*han Arda ile birlikte hazırladığı Anıt*kabir tasarımıdır. Atatürk kabrinin yapılması için açılan (1941) uluslara*rası yarışma sonucunda Emin Onat ve Orhan Arda’nın yapıtları, Alman pro*fesörü Kruger ile İtalyan profesörü Feschini’nin tasarımlarıyla birlikte bi*rinci seçildi (1942). Uluslararası yargıcılar kurulu, Emin Onat ve Orhan Arda’nın yapıtlarının uygulanmasına karar verdi. Yapımına 1944′te başla*nan ve 1953′te bitirilen Anıtkabir, ge*ometrik bir yalınlık içinde, Türk mi*marlık anlayışıyla uluslararası etkile*ri bağdaştıran bir yapıdır. Emin Onat, 1951′de Sedad Hakkı Eldem ile birlik*te İstanbul Adalet Sarayı Yarışması’na katıldığı tasarımındaysa ulusal mimari niteliklerini çağdaşlaştıran bir anlayıştadır.

Emin Onat’ın öbür yapıtları arasın*da Bursa Uludağ Sanatoryumu (L. Tomsu ile birlikte), Ankara Üniversi*tesi Fen Fakültesi (S.H.Eldem ile bir*likte), İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakülteleri (S.H. Eldem ile birlikte), İstanbul’da Sanayi Kalkınma Bankası, Ankara Emniyet Sarayı, İs*tanbul Gümüşsuyu’nda IBM binaları en önemlileridir.

Abdurrahman Hancı
Abdurrahman Hancı (d. 1923, İstanbul – ö. 2007, İstanbul), Türk mimar.

1923 yılında İstanbul’da doğan Hancı, ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık öğrenimi gördü. 1946′daki mezuniyetinin ardından Fransa’ya gitti. II. Dünya Savaşı’nda yıkılmış olan La Havre kentinin yeniden inşası ile görevlendirilen Auguste Perret ile çalıştı.

1952 yılında Türkiye’nin ilk büyük mimarlık bürosu olan IMA’nın kurucuları arasında yer aldı. 1953 yılında Anadolu Kulübü’nün yarışmasında birincilik alarak Büyükada’daki Anadolu Kulübü’nün mimari tasarımını Turgut Cansever ile yaptı. Aldığı bir davet üzerine 1955′te yeniden Fransa’ya gitti. NATO Genel Merkezi binası yapımında çalışmak üzere davet edilmekteydi. 4 yıl sonra inşaat bittiğnde Fransa’da kalarak serbest mimarlık yaptı, 1966 yılında Türkiye’ye döndü. Yurda döndükten sonra ilk ilk işi, o yıllarda sadece 2 sanat galerisinin bulunduğu İstanbul’a yeni bir sanat galerisi yapmak idi: Beyoğlu’nda Galeri 1 adlı galeri. 1967′de Divan Oteli’ni aldı ve 30 yıl süreyle mimari danışmanlığını yaptı. 1975′te Cumhurbaşkanlığı Dış Konuklar Köşkü (Camlı Köşk)’ü yeniledi. Bedri Rahmi, Füreyya Koral, Mustafa Pilevneli gibi çağdaş Türk plastik sanatçılarının eserlerini binalarına kullandı. Bir çok konut, işyeri, banka şubesi için proje üreten Hancı, bir çok yarışmada derece aldı. 1996′da Ulusal Mimarlık Ödülü kapsamında Büyük Ödül’ü aldı. 84 yaşında hayatını kaybeden Hancı, Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Ahmet Orhan Arda
Ahmet Orhan Arda, (1911 – 1 Ocak 1999) Türk mimar. Selanik’de 19 Mayıs 1911 yılında doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1936′da (İTÜ)Yüksek Mühendis Mektebi’nden mezun oldu. 1938′de mezun olduğu yüksek okulun İnşaat Şubesi’ne asistan olarak göreve başladı. 1960′da İTÜ Mimarlık Fakültesi ikinci Bina Kürsüsü profesörlüğüne atandı. 1939 yılında doçent olmaya hak kazandı.

1 Mart 1941’de Anıtkabir için açılan uluslararası yarışmaya Prof. Emin Onat ile birlikte katıldı. İkilinin projesi birincilikle ödüllendirildi. Anıtkabir’in uygulama projeleri ve inşaat sürecinde emin Onat’la birlikte çalıştı. Üniversitede 1945’e kadar Ord. Prof. Emin Onat’la birlikte daha sonra tek başına Mimari Proje dersleri verdi. Yüksek Mühendis Mektebi’nin Üniversiteye (İTÜ) dönüşmesi ile birlikte Mimarlık Fakültesi Bina Bilgisi Doçentliği unvanını aldı. Bu tarihten itibaren 10 Kasım 1953 tarihine (Atatürk’ün Anıtkabir’e defni) kadar geçen süre içinde bir taraftan akademik ve büro çalışmalarını yürütürken aynı süre içinde üniversitedeki görevinden izinli olarak, Anıtkabir’in şantiye çalışmalarında katıldı.

1960 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi Bina Bilgisi 2. Kürsüsü Profesörlüğü’ne atandı. Bir süre sonra aynı kürsünün başkanlığı’na getirildi. İTÜ Mimarlık Fakültesi Çevre Analizi ve Endüstrileşmiş Bina Tasarımı Kürsüsü’nde Profesör olarak görev yaptı. 1978 yılında üniversitedeki görevinden emekli oldu. Mimarlar Odası 828 numaralı üyesi Profesör Orhan Arda 4 Temmuz 2003 tarihinde aramızdan ayrıldı.

Eserleri
Emin Halid Onat ile birlikte tasarlayıp uyguladığı Anıtkabir’dir (1942-1953)

Doğan Kuban
Prof. Doğan Kuban (d. 1926), Türk mimar.

1926′da Paris’te doğdu. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Yüksek Mimar olarak mezun oldu. 1952′de aynı kurumun Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü’ne asistan olarak atanmıştır. Burada, Türkiye’de ilk Restorasyon dersini veren Paolo Verzone’nin çevirmenliğini yapmış, sonraları da bu dersi kendisi üstlenmiştir.

1953′te Aspendos Tiyatrosu onarımında danışmanlık yapan Kuban, 1953-56 arasında Kapadokya ve Pisidia’daki Antik Çağ ve Hristiyan anıtlarının araştırılmasında Verzone’nin asistanlığını yapmış, [[1954′te yeterlilik tezi olarak, Türkiye’de Batılılaşmayı ilk kez bir mimarlık ya da sanat tarihi sorunsalı olarak ele alan “Osmanlı Barok Mimarisi Hakkında Bir Deneme” çalışmasını hazırlamıştır. 1954′te İTÜ Mimarlık Fakültesi’nce Rönenans mimarlığının araştırılması amacıyla İtalya’da görevlendirilmiş, yurda döndükten sonra “Osmanlı Dini Mimarisi’nde İç Mekan Teşekkülü-Rönesansla Bir Mukayese” (1958) adlı teziyle docent ünvanını almıştır. 1962-63 Fulbright doktora sonrası araştırma bursuyla araştırma bursuyla ABD’de, Ann Arbor’daki Michigan Üniversitesi sanat tarihi Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak ders vermiş; 1963-64′te Washington DC’deki Dumbarton Oaks Bizans Araştırmaları Merkezi’nde Anadolu’daki Hıristiyan Yapıları Kataloğu üzerinde çalışmış, 1966-76 arasında aynı kurumun finanse ettiği İstanbul Kalenderhane Camisi kazısı ve restorasyonunda Cecil Striker’la eşbaşkan olarak proje ve kontrolluk çalışmaları yapmış; 1964′te Suriye’de Oleg Grabar yönetimindeki Doğu Kasr-ül Hyr kazısının ilk mevsiminde kazı mimarlığını yürütmüş, yurda döndükten sonra 1965′te “Anadolu Türk Mimarisinin Kaynak Sorunları” adlı teziyle profesör olmuştur.

Öğretim programında “Modern Mimarlık Tarihi”nin ayrıntılı olarak yer almasını sağlayan Kuban, doçentliğinden 1993 yılında emekli oluncaya kadar, sırasıyla İTÜ Mimarlık Tarihi ve Rölüve Kürsüsü, Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Kürsüsü ile Restorasyon Ana Bilim Dalı başkalığı yapmış, 1974-77 arasında da İTÜ Mimarlık Fakültesi dekanlığı görevini üstlenmiştir.

1967′den başlayarak ABD ve Suudi Arabistan’da konuk öğretim üyesi olarak İslam ve Türk Sanatı üzerine ders vermiş, seminerler düzenlemiştir. Kuban, konuk öğretim üyeliklerinin yanı sıra 1963′ten başlayarak, çeşitli ABD eyaletleri, Danimarka, Hollanda, İsviçre, İtalya, Macaristan, Kanada, Pakistan, Sudan, Suudi arabistan, Mısır, Fas, Endonezya ve Singapur’daki üniversite, müze ve araştırma merkezi gibi pek çok bilim kurumunda konferanslar vermiştir.

1968-72 arasında İTÜ tarafından finanse edilen “Edirne Anıtları Monografik Çalışması ve Alan Araştırmaları” konulu proje ile Edirne sarayı kazısını yürütmüş; 1968-78 arasında Uluslar arası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye kolunun kurulması için çalışmıştır. 1974′te İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne bağlı Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü’nü (MTRE) kuran ve başkanlığını üstlenen Kuban, 1979-80′de Uluslararası İslam Tarihi Sanatı ve Kültürü Araştırmaları Merkezi (IRCICA) başkanı seçilmiş ve merkezin İstanbul’da kurulması çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Taç Vakfı (1976), Tarihi Evleri Koruma Vakfı (1977) ve Türkiye Sosyal ve Ekonomik Tarih Vakfı’nın (1991) kurucularından olan kuban, 1968-81 arasında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliği, sonra da aynı kurumda başkanlık yapmıştır. 1978-79′da Kültür Bakanlığı Yüksek Kültür Kurulu üyeliğinde de bulunan Kuban, 1960-61′de “Mimarlık ve Sanat”, 1967-70 arasında “Mimarlık” dergileri, 1968-70 arasında da İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi Bölümü’nün yayımladığı “Anadolu Sanatı Araştırmaları”, 1975-81 arasında İTÜ Mimarlık Fakültesi ve Restorasyon Enstitüsü’nün yayımladığı MTRE Bülteni, 1991′den bu yana “İstanbul” dergisi, 1993-95 arasında “Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi” yayın kurulu eş-başkanlığını üstlenmiş; 1983′te O.Grabar’ın yayın yönetmenliğini yaptığı, İslam sanatı ve mimarlığı alanındaki “Muqarnas” dergisinin danışma kurulu üyesi olmuştur.

1979-83 arasında, merkezi Cenevre’de bulunan Ağa Han Mimarlık Ödülü’nde yönetim komitesi üyeliği yapmıştır. 1980′de Pakistan’ın Lahor kentinde düzenlenen “İslam Ülkeleri Koruma” konulu uluslar arası kongreye UNESCO uzmanı olarak katılan Kuban, 1986′da Ankara’da düzenlenen 1. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali’nde Türkiye Grubu başkanlığı ve sergi düzenleyiciliği görevlerini üstlenmiştir.

Macit Rüştü Kural
Macit Rüştü Kural (d.1899,ö. 1964), Türk restoratör-mimar.

20. yüzyıl restoratör mimarlarından olan Kural, Topkapı Sarayı ve Bursa Yeşil Türbe’de gerçekleştirdiği mesleki çalışmaları ile tanınmıştır. Bu çalışmaların Yeşil Türbe’nin günümüze ulaşmasındaki payı büyüktür. O dönemlerde yapılan restorasyon çalışmalarında başvurulacak bir kaynak, danışılacak ve karar alınacak kurullar bulunmamaktaydı ( Yücel, 2004). Bundan dolayı restorasyon projeleri yapan pek çok mimar, dönemin Neo-Klasik mimarlığına duyulan eğiliminin de etkisiyle daha çok yapı detayı toplamak amacıyla rölöve çalışmaları yapmışlardır (Uluengin, 2002). Bu bakımdan yapılan restorasyon çalışmalarında mimarın görüşü, eski yapıt bilgisi ve karar alma yeteneği çok önemliydi. Kural, tüm bu zorlukları becerisi, bilgisi, sağduyusu ve yönetimsel düşüncesiyle aşmayı başarmıştır (Yücel,2004).

Yaşamı
İstanbul’un Fatih semtinde dünyaya gelen Kural’ın çocukluk yılları hakkındaki bilgiler net değildir. Gençlik yıllarında Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümünde öğrenim görmekte olan Kural, öğrenciliği sırasında o dönemde Türkiye’de bulunan İtalyan mimar Giulio Mongeri’nin atölyesinde çalışma olanağı buldu. Bu atölyede Sedat Hakkı Eldem ve Muammer Benli gibi sonradan adı duyulacak olan mimarlar da bulunmaktaydı. Akademi’den 1928 yılında mezuniyeti sonrası aynı yıl içinde Maarif Vekaleti, Türk Asar-ı Atikası Müdürlüğünde görev almıştır. Ayasofya’nın müze oluşundan sonra yapı topluluğunun (kompleks) Sıbyan Mektebi binasında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün kurduğu Rölöve Dairesi’nde görev almış, uzun yıllar burada çalışmıştır. Rölöve bürosunun başında iken Ayasofya’nın çeşitli bölümlerinin yanısıra Topkapı Sarayı’nın ve Kariye cami’sinin onarımlarını üstlenmiştir. Gerçekleştirdiği bu çalışmalar mesleki bilgi ve becerisinin artmasına büyük katkı sağlamıştır. 1937 yılında Bursa’daki Yeşil Türbe’yle ilgi hazırladığı rapor üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Yeşil Türbe’nin onarımını üstlenmesini istemiştir.

Topkapı Sarayı’nda bulunan Mecidiye Köşk’ünde de onarım çalışmaları yapan Kural, İstanbul valiliğinin isteği doğrultusunda Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı’nın kurtarılması içinde mimar Muhittin Güven’le birlikte bir onarım projesi hazırlamıştır (Yücel, 2004).

Yeşil Türbe Restorasyonu
Kural’ın Türk mimarlık kültürüne kuşkusuz en büyük katkısı yabancı bir mimarın ‘ cam bir fanus içerisinde saklanması gereken eser ‘ olarak nitelediği, Erken Osmanlı Mimarlığının en güzel örneklerinden biri olan Yeşil Türbe’nin günümüze ulaşmasındaki çalışmaları olmuştur (Yücel, 2004).

Yeşil Türbe, Yıldırım Beyazıd’ın oğlu Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1421 yılında Mimar Hacı İvaz Paşa’ya yaptırılmıştır. 328 metre karelik bir alana oturan sekizgen prizma gövdenin üzerindeki çinilerin yeşile renge yakın bir doymuşluğa sahip olması halk arasında Yeşil Türbe olarak adlandırılmasına neden olmuştur (Bursa tanıtım kitapçığı, 2006). Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde Yeşil İmaret adı ile geçmektedir (Basri Öcalan, 2008).

Kural, 1937 yılında Bursa’ya giderek Yeşil Türbe’yi incelemiş; yapının içinde bulunduğu perişan durumla ilgili rapor hazırlayarak Milli Eğitim Bakanlığına sunmuştur. Rapor doğrultusunda Kural’dan Türbenin rekonstrüksiyon projelerinin yapılması ve restorasyonunu üstlenmesi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından istenmiştir.

Kural, Türbe’nin restorasyonuna 1941 yılında başlayarak 1943 yılında tamamlamıştır.

Haluk Baysal
Haluk Baysal, (1918 – 21 Eylül 2002) Türk mimar.

Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Ardından 1944 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. 1951’de Melih Birsel ile birlikte ile Türkiye’nin ilk serbest mimarlık bürolarından biri olan Baysal-Birsel Mimarlık Bürosu’nu açtı.

Mimarlık çalışamalarını 1968 yılına dek kesintisiz olarak Baysal-Birsel Mimarlık Bürosu’nda sürdürdü. Aynı zamanda, 14 Şubat 1965 ile 13 Şubat 1967 tarihleri arasında 11. ve 12. Dönem Mimarlar Odası başkanlığı yaptı.

Emniyet Genel Müdürlüğü ile Mardin, Adana, Isparta ve Kütahya Valilikleri yapmış olan Tevfik Hadi Baysal’ın oğludur.

Eserleri
Eserlerinden bazıları şunlardır;

Profilo Fabrikası, Anaokulu Binası (1980)
Beytem Han (1976)
Profilo Fabrikası Yönetim Binası (1976)
Profilo Yönetim Merkezi (1976)
Soytaş İşhanı (1976)
Yaprak Köyü, Prefabrik Deprem Sonrası Konutları (1976)
Kamhi Apartmanı (1973)
Uludağ 2. Gelişme Bölgesi’nde Otel Yarışma Projesi (1973)
Yeşilköy Toplu Konut Yerleşmesi (1973)
500 Konutluk Hürriyet Mahallesi (1970)
Moda İskelesi ile Kurbağalı Dere Arasını İskana Açma Projesi (1970)
T.C. Ziraat Bankası Adana Şubesi (1970)
IBA Apartmanı (1962)
M. Birkan Apartmanı (1962)
Saatçioğlu Villası (1960)
C. Bukey Evi (1958)
Durisol Levha Fabrikası (1958)
Hukukçular Sitesi (1960)
Ege Han (1957)
Kalamış’ta Apartman (1957)
Oylat Kaplıcaları (1957)
Birkan Apartmanları (1956)
Melahat Aksel Apartmanı (1956)
Atıf İlmen Apartmanı (1955)
Karayolları Genel Müdürlüğü Yarışma Projesi (1955)
T.C. Ziraat Bankası Lojmanları (1955)
H. Helvacıoğlu Apartmanı (1954)
Hadi Çom Villası (1954)
Oma Villası (1954)
Aydınlık Han (1952)
Sanver Üzüm İşletmesi (1952)

Mimar Sinan (1489 – 1588)
Krikor Amira Balyan (1764 – 1831)
Senekerim Balyan (1768 – 1833)
Garabet Amira Balyan (1800 – 1866)
Nigoğayos Balyan (1826 – 1856)
Sarkis Balyan (1835 – 1899)
Hagop Balyan (1838 – 1875)
Simon Balyan (?-1894)
Levon Balyan (1855 – ?)
Vedat Dalokay (1927 – 1991)
Mualla Eyüboğlu (1919 – 2009)
Zeynep Fadillioglu (born 1955)
Mimar Kasım (1570 – 1659)
Mimar Kemaleddin (1870 – 1927)
Arif Hikmet Koyunoğlu (1888 – 1982)
Emin Halid Onat (1908–1961)
Vedat Tek (1873 – 1942)

Türk Mimarlar ve Hayatları, Türk Mimarlar, Türk Mimarların İsimleri, Türk Mimarlar Kimlerdir, Türk Mimarlar Hakkında Bilgi,
Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim